TÜRKİYEDE CİMNASTİĞİN GELİŞİMİ

İÇERİK

Bildiriler
Federasyonlar
Fotoğraflar
İletişim
Öğrencilere
İstatistik
Kimdir
Kitaplar
Öğretmenlere
Linkler
Makaleler
Olimpiyatlar
Sponsorluk
Yasalar




 

Sitemiz 86126 kez ziyaret edildi.

Baslangiç: 11-02-2006

 

Cimnastiğin Türkiye'de gelişimi

Modern anlamda cimnastik ülkemizde, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nin kuruluşu ile başlar. 1868 yılında okul, tamamen batılı programla faaliyete geçerken, Fransa'dan getirilen öğretim kadrosu içinde bulunan beden eğitimi öğretmeni Monsieur Curel, modern cimnastiği Türkiye'ye getiren kişi oldu.

Ülkemizde modern anlamda halter ve cimnastik çalışması, özellikle ilk iki dönemde iç içe birlikte sürdürüldü. Zira halter,ülkemizde belirlenen ilk cimnastik aletlidir. Bu nedenle cimnastik salonunda halter çalışmalarında gereksinimi duyulan araçlar kullanılmış, böylece vücut esnekliğinin yanısıra adale gelişimi ve kuvvetlenmesi bu ağırlık çalışmalarıyla sağlandı.

Aletli cimnastik, ülkemizde uzun yıllar yapıldı. Curel, okulda görev aldığı ilk iki yıl içerisinde okul binasının bir salonunu cimnastikhane biçimine getirdi. Fransa'dan beraberinde getirdiği araç ve gereçleri bu salona yerleştirdi. Bazı öğrenciler beden eğitiminin yararlarını, o yıllarda tam kavrayamadıkları için bu harekete katılmadılar ve cimnastik çalışmaların yapan arkadaşlarını şaşkınlıkla izlemişlerdi.

Curel'in ülkemizden ayrılmasından sonra Monsieur Morioux adında bir başka Fransız, beden eğitimi öğretmenliğine atandı. Curel'in ilk sevgiyi aşıladığı cimnastik çalışmalarına daha çok sayıda öğrenci katılmaya başladı. Hatta Curel'in yetiştirdiği bir kaç Türk genci, çeşitli hareketlerde Morioux'un dikkatini çekecek biçimde başarılı oldular. Galatasaray Sultanisi'nde üçüncü beden eğitimi öğretmeni olarak Monsieur Martinetti görev aldı.

Martinetti de öteki meslektaşları gibi aletli cimnastiğe büyük önem verdi. Bu Fransız öğretmen, 1878 yılında Galatasaray Sultanisi'nden ayrılarak Harbiye Mektebi'ne öğretmen olarak atandı. Bir sonraki eğitim döneminde okulun beden eğitimi öğretmeni olarak bu kez Stangelli görüldü. Komple bir sporcu olan yeni öğretmen, gelişinden kısa bir süre sonra 1880 yılında Maarif Nazırı Münif Paşa'nın yardımıyla Beyoğlu'nda Hacapoğlu Pasajı'nda açtığı özel cimnastikhanede, bu sporun okul dışındaki yayılma çalışmalarında da yardımcı oldu.

Salon kısa sürede büyük ilgi topladı ve düzenlenen bir gösteride Maarif Nazırı Münif Paşa da bulundu. Münif Paşa, Stangelli'nin öğrencilerinin attığı geriye saltoları hayretle izlemişti. Stangelli'nin öğrencisi Faik Üstün İdman adında başarılı bir sporcuydu. Morioux'un teşviki ile cimnastiğe başlayan Faik Bey, kısa sürede büyük gelişme gösterdi. Nitekim bir yıl sonra Stangelli'nin yerine Galatarasay Sultanisi'ne ilk kez bir Türk Beden Eğitimi öğretmeni olarak Faik Bey atandı.

1859 yılında doğan Faik bey, Türkiye'nin ilk idmancısı kabul edilir. 1879 yıılndan sonra çok sayıda spocu yetiştiren Faik Bey, bu görevde tam 42 yıl kaldı. Olağanüstü yetenekli, kuvvetli ve komple bir sporcu olan, aletli cimnastikteki bu isim, cimnastikte de "Faik Bey ekolü" denilen bir akım yaratmıştır. Bu arada 1899 yılında "Cimnastik" yahut "Riyazat-ı Bedenniyye" adıyla bir kitap yayınladı. Bu kitap, modern Türk sporuna geçişte yazılan ilk kitap olması nedeniyle çok büyük önem taşır. Faik Bey, okullardaki çalışmalarının yanısıra Beyoğlu'nda özel olarak açtığı salonda Türk gençlerinin bu spor dalında yetişmesine yardımcı oldu.

Bu yıllarda kendisi gibi cimnastik tutkunu olan Mazhar Bey, sivil okullarda çalışırken, Faik Bey de askeri okullarda su sporun gelişmesine çaba gösterdi. Faik Bey'in Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde öğrencileri; Selim Sırrı, Rıza Tevfik, Dr. Hikmet Ali Rana, Şevki Kamil ve Mehmet Ali Beyler, Erdekli Miltiyadi ve Aleko Milas Efendilerdi. Bu arada Sultan II. Abdülhamit'in devlet yönetimindeki katı tutumu nedeniyle Mazhar (Kazancı) Bey Almanya'ya giderek cimnastik ile ilgili çalışmalarına bu ülkede devam etti.

1903 yılında, temelinde cimnastik hareketlerinin ağırlık kazandığı Beşiktaş Osmanlı Kulübü, bu sporun çok sayıda genç tarafından uygulanmasına ve yaylımasına ortam hazırladı. Türk cimnastikçileri yurtdışına ilk defa 1906 yılında Atina'da yapılan Ara Olimpiyatları nedeniyle çıktılar. Atina'ya İstanbul Tatavla (bugünkü Kurtuluş) kulübünden Yorgo ve Niko Alibanti kardeşler gönderildi.

Yorgo Alibanti, Ara Olimpiyat Oyunları Cimnastik Yarışlarında "iki elle 10 metrelik ipe tırmanma" yarışmasında 11.4 saniyelik derece ile bir Dünya ve Olimpiyat Rekoru kırıp, altın madalya kazandı. 1908 yılında Londra'da yapılan Olimpiyat Oyunlarında Cimnastikte Türkiye'yi Aleko Mulos temsil etti. Bu, ülkemizin Olimpiyat Oyunlarına resmen ilk katılımı idi. Mazhar Türkiye'ye döndükten sonraki çalışmaları ile çok sayıda genç yetiştirdi. Ayrıca barfiks ile ilgili bir kitap da çıkardı.

Fenerbahçe Kulübü'nde ise cimnastik çalışmaları 1914 yılında başladı. Dr. Hamit Hüsnü Bey'in 16 altın liraya satın aldığı barfiks ve paralel, bu sporun sarı lacivertli kulüpteki gelişimine kaynak oldu. Bu arada Fenerbahçe Kulübü İlhami Asım Tüccar, General Nuri, Albay Kadri ve Tüccar Necati Beyler gibi başarılı cimnastikçiler yetiştirdi. Arka arkaya gelen Balkan ve Kurtuluş Savaşları nedeniyle ülkemizde gelişmekte olan öteki sporlarda olduğu gibi, cimnastikte de bir duraklama görüldü.

Cumhuriyetin ilanından sonra okulda cimnastik derslerine yön verme çalışmaları için Selim Sırrı Bey görevlendirildi. Selim Sırrı bu görevden yararlanarak eğitim için İsveç'e bazı gençlerin gönderilmesini sağlayıp, bu gençlerin İsveç Cimnastiğine göre eğitilmelerine yardımcı oldu. Selim Sırrı Bey, İsveç Cimnastiğinin okulu bitiren genç öğretmenler aracılığı ile tüm okullarda yayılmasını sağladı.

Ancak bu akım aletli cimnastiğin baltalanmasına yol açtı. Belirli bir grubun korumasıyla aletli cimnastik çalışmaları da sürdürülebildi. Küçük Faik Bey, Mehmet Fetgeri, İlhami Bey ve Şevket Bey'in çabalarıyla sonraki kuşaklara da aktarıldı. Daha sonra aletli cimnastik branşında da Mehmet Fetneri, Şevket Kugul, Esat Kazancı, Fikret Korkmaz, Afif Gençsoy ve Nihat Yılbar gibi başarılı sporcular yetişti.

1957 yılında büyük çabalarla kurulan Cimnastik Federasyonu ilk başkanı Necmettin Erkan ile çalışmalara başladı. Bir önceki kuşağın cimnastikçilerinden Nihat Yılbar 1960'da Almanya'da bulunduğu zaman dünyada gelişen cimnastik tekniğini inceleme olanağı buldu.

Almanya Deutsche Turn Schule Teknik Direktörü Adalbert Dickhut ve Alman Cimnastik Federasyonu II. Başkanı Dr. Josef Göhler ile yaptığı temasların neticesinde Türkiye'ye dönünce ilk defa öğretim ve yardım usülleri ile aletli cimnastik kitabını yazdı ve sonra FIG'in yarışma kurallarını tercüme etti. Böylece, Türkiye'de Olimpik Cimnastik alanında ilk ve ciddi eserler verildi, gerek etkinlik, gerekse gelişim yönünden birçok yararlar sağlandı. Türkiye Cimnastik Federasyonu (FIG) Uluslararası Cimnastik Federasyonu'nun 1961'den beri aktif üyesidir.

 

Neden Cimnastik?

Uygulaması heyecan veren, seyretmesi ise hayranlık uyandıran, yaşadığımız modern çağa çok uygun olan ve vücudun doğal hareketlerini kulanarak bütün kasların çalışmasını sağlayan, böylece izleyenlere sanat tadı veren cimnastik branşının bir dal ya da atletik bir olay olarak kavranması oldukça güçtür. Çünkü spor denilince bir kişinin bir kişiye veya bir takıma karşı mücadelesi düşünülür ya da atletizmde olduğu gibi atletlerin zamana karşı birbirlerine yarışmaları, yüksek bir çıtadan geçebilmeleri ve metreyle ölçülebilen bir mesafeyi uzun olarak atlamaları akla gelebilir.

Bunların hepsinde kimin kazandığı anında sporcular tarafından görülür. Cimnastik gibi bir spor branşında rakibin hareket ve davranışları ile iç içe olma durumu yoktur, aynı zamanda ona karşı verilen mücadelenin ayırdedilebilme zorunluluğu vardır. Burada doğal olarak sporcunun kendisi ile yaptığı mücadele söz konusudur.

Bu mücadele, sporcudan çok zor gruplardan oluşan hareketleri son derece hatasız ve akıcı bir şekilde tamamlamak için, vücudu kontrol altında tutabilme özelliği istenir. Bunun gelişimi, yıllar boyu süren çalışmayı gerektirir. Cimnastik ile ilgili diğer spor dalları arasındaki farkı anlayabilmek, gerçek spor bilinciniaçık bur şekilde ortaya koyar.

Sporun fiziksel gelişimini gerçekleştirmedeki önemini anlamak bu sorunun cevabı için yeterli olabilir. Asıl amaç fiziksel uyum sağlamak olduğunda cimnastik ideal bir yöntem olarak karşımıza çıkar. İyi ve doğru yönlendirilmiş cimnastik programı esneklik, koordinasyon, kuvvet, çabukluk gibi fiziksel özellikleri geliştirir.

Ayrıca bale, modern dans, folklor gibi sanatlarının figürlerini çeşitli cimnastik hareketleri ile birleştirmeleri, bu sporu yapanlarda yaratıcılık özelliğinin de geliştirilmesine neden olur. İşte bu özellikleri ile cimnastik, bütün dünyada kitle sporu olark kabul edilen ve temel sporu olarak da kabul edilen ve temel spor olarak da uygulamaya konulan çok teknik bir daldır.

Cimnastiğin branşları...

A. Artistik Cimnastik: Ülkemizdeki eski adı Aletli cimnastiktir. Sanatsal ya da sanat cimnastiği anlamına gelir. Erkekler 6 alette yarışır. Bunlar şu aletlerdir:
1- Yer
2- Kulplu beygir
3- Halka
4- Atlama beygiri
5- Paralel
6- Barfiks Bayanlar

5 alette yarışır.

1- Atlama beygiri
2- Kız paraleli
3- Denge
4- Yer
5- Asimetrik Paralel

B. Ritmik Cimnastik: İsveç kökenli bir spordur. Oyunculuk, bale, müzik ve pandomin ile birlikte yapılır. Sadece bayanların yaptığı bir branştır. 1983'te Olimpiyatlara dahil edilen Ritmik Cimnastiğin kendine özgü kuralları ve puanlama sistemi vardır. Türkiye'de 1982 yılında başlayan Ritmik Cimnastik bir yarışma dalı olarak yenidir. Yalnız bayanların yarıştığı branştır. Artistik cimnastikte aletler sabit olmasına karşın, ritmik cimnastikte taşınabilir aletler kullanılmaktadır. Bunlar; çember, top, kurdele, ip, labuttur. Her yıl bunların bir tanesinin kullanımı iptal edilir.

C. Genel Cimnastik: Şu anda gösteri amaçlı yapılmakta olan bu branşta her ülke kendi yarışma kurallarını belirlemektedir. Genel cimnastik, müzik eşliğinde serbest spor giyisileri ve taşınabilir her türlü aracın kullanılabileceği, içerisinde dans, çeşitli cimnastik hareketleri olan, hatta belli bir temayı işleyen ve estetik görünümü ağır basan bir grup cimnastiğidir. Gruplar yalnız bay, yalnız bayan olabileceği gibi, karma da olabilir. Her alette serbest ve zorunlu hareketler vardır. Zorunlu hareketler önceden belirlenmiş hareketlerdir. Serbest hareket ler, cimnastikçilerin kendilerinin düzenledikleri hareketlerdir ve yarışmacıların en başarılı yönlerini gösterebilmek amacını taşırlar.

Erkekler:

a-Yer Hareketleri: Halı yada özel plastik bir madde ile kaplanmış 12 x12 m'lik bir alanda yapılır. Hareket serisi en az 50, enç çok 70 sn'dir. Hareketler bütün zemine yayılmak zorundadır ve uyum içinde olmalıdır.

b- Atlama Beygiri: 1,35 m yükseklikte, 1,60 m uzunlukta bir alettir. Atlayışta yükseliş sağlamak amacıyla sıçrama tahtası kullanılır.

1- Erkekler (Uzun beygirden)
2- Bayanlar (Yan beygirden) atlar.

Koşu pistinin boyu 20 m'yi geçmez.

c- Paralel: Yerden 1.75 m yükseklikte, genişliği isteğe göre ayarlanabilen, birbirine paralel esnek iki çubuktan (bar) oluşur.

d- Kulplu Beygir: Atlama beygirine benzer. Ancak bunun üzerinde iki kulp vardır. Kulplar 41-44 cm mesafededir. Kulpların üstünün yerden yüksekliği 1.22 m'dir.

e- Halka: Yukarıdan sarken tellere asılı yerden 2.55 m yükseklikte ve 13 cm çapında serbesçte sallanan iki halkadan oluşur. Cimnastikte en fazla kuvvet gerektiren branştır.

f- Barfiks: Çelikten yapılmış olup, yerden 2.55 m yükseklikte direkler üzerinde yerleştirilmiş, 2.40 m uzunluğunda bir bardan oluşur.

Bayanlar:

1- Atlama Beygiri: Yerden yüksekliği 1.10 m'dir. Erkeklerin aksine yan olarak kullanılır. Yarışma 1 A Zorunlu Seridir ve bir atlayış yapılır. Yarışma 1 B Serbest seridir ve iki atlayış yapılır.

2- Paralel : 2.40 m uzunlukta birbirlerine paralel barlardan oluşur. Bunlardan alt bar 155 -160 cm, üst bar 225-235 cm, bar açıklığı ise 90- 140 cm arasındadır. Paralel serisi, en az 10 değer bölümü, en az üç bar değişikliği, en az bir yön değişikliği içerir.

3- Denge: Yerden yüksekliği 1.10 m, uzunluğu 5 m genişliği 10 cm'dir. Seri süresi 1.10'dan az, 1.30 sn'den fazla olamaz.

4- Yer: 12 x12 m'lik yer minderinde yapılır. Seri süresi 1.10'dan az 1.30 sn'den çok olamaz

Cimnastiğin Dünya'da gelişimi

Cimnastik, Eski Yunan, Mısır ve İndus Uygarlıkları'na dek uzanan köklü bir geçmişe sahip spor dalıdır. İnsanlar, yeryüzünde topluluk olarak yaşamaya başladıkları ilk çağlardan beri, tanrıları ile iyi geçinmek için törenler yapar, adaklar sunarlardı. İşte cimnastiğin ilk örnekleri bu dini törenlerde görüldü. Bunlar bir çeşit dini danslar olup, tüm kasile fertleri bu danslara katılır, kıvrak el, kol, omuz ve bel hareketleri ile oyunlarını müzik eşliğinde yaparak dans ederlerdi.

Cimnastiğin ilk örneklerini gördüğümüz bu ilkel toplum kabilelerinin dansları, yalnız dinsel törenlerde değil, aynı zamanda av başlangıç ve bitimlerinde de yapılırdı. Bugün bile Güney Amerika, Avustralya ve Afrika'da bulunan kabilelerde bunun örnekleri görülmektedir. Modern anlamdaki cimnastiğin oluşması için ise yüzyılların geçmesi gerekti. Cimnastiğin bir fiziksel egzersiz olarak uygulanması Eski Yunan Uygarlığı'nda görüldü.

Ancak bu tür fiziksel eğitim, yalnızca soylu sınıfın çocuklarına aittti. Böylece bu sınıf çocuklarının sağlıklı bedensel gelişimleri sağlanıyordu. Bu tür uygulama, daha sonraları da Roma Uygarlığı'nda benimsendi. Cimnastiğe yönetici soylu sınıfların çocuklarının eğitildiği okullarda büyük önem verildi.

Cimnastik, 1450 yıllarından 1800 yılarına kadar gerçek anlamda bir eğitim aracı olamadı; ancak 1800'lerde yaygınlaşmaya başladı. Eski uygarlıklardan beri fiziksel egzersizlerin bir çeşidi olarak yapılan cimnastik, modern anlamda 19. yy'ın ortasında popüler oldu. Ancak bugün izlediğimiz oyunlar ve kurallar bu yüzyılın ortalarına kadar standart hale getirilmedi.

Napolyon'un orduları Almanya'yı istilaya hazırlanırken, bir papazın oğlu olan Friedrich Ludwig Jahn adlı (1778 -1852) bir genç bugünkü modern cimnaz-stiğin temelini attı. Bir kilise papazının oğlu olan Jahn, sınırsız serbestlikler içinde büyüdü. Daima fakirlerle, düşkünlerle ve sakatlarla iç içe yaşadı.

Bu arada düzensiz bir hayat sürdü, memleketin her yerini dolaşıp halk deyimleri, örf, adet ve gelenekleri konusunda derin bir görüşe sahip oldu. Savaş sırasında Prusya bayrağı altında gönüllü hizmete girdi. Bundan sonra 1811 yılı ilkbaharında Berlin yakınında olan Hasenheinde denilen çayırda ilk açık hava cimnastik alanını açtı ve böylece Alman halk cimnastiğinin temelini attı. Onun asıl amacı, vatanı için hayatını ortaya koyabilen demir yumruklu, iyi yüzebilen, kılıç kullanabilen, zıplayan, koşabilen ve güreşebilen kişiler yaratmaktı.

Jahn'a göre cimnastik, ancak açık havada herkesin gözü önünde gelişebilirdi ve bu yüzden en küçük yerlerin bile bir cimnastik alanı olması gerekirdi. Paralel, barfiks, beygir, halka alet olarak cimnastiğe sokuldu. Ayrıca tırmanma, sallanma, çekme, itme, kaldırma, atlama gibi uygulamalara da Jahn cimnastiğinde geniş ölçüde rastlandı. Jahn cimnastiğinin Berlin'den sonra başka yerlere de yayılması 1817'de Kiel ve Jeva Üniversiteleri tarafından kendisine şeref doktorluğu ünvanının verilmesini sağladı.

19. yy'ın başında Almanya'dakine paralel olarak bir kuzey ülkesi olan İsveç'te Pehr Henrik Ling (1776 - 1839) beden eğitiminde bilimsel fizyolojik esaslara dayanan ve az zamanda bir çok ülkede ortam bulan yeni bir sistem geliştirdi. Ling, cimnastiğe sağlam bilimsel temeller kazandırmak amacı ile kendi kendine anatomi ve fizyoloji incelemeleri yaptı ve sonradan sistemini kurdu. Bu sistemde, insan vücudu üzerinde iyileştirici etkisi olmayan hiç bir hareketin yeri yoktu. Çünkü Ling, sisteminde öncelikle tedavi fonksiyonuna yer vermişti.

Ling, 1813 yılında İsveç Kralı XI - II. Şarl'ın desteğini kazanarak Cimnastik Merkez Enstitüsü adıyla bir öğretmen okulu kurdu ve bu arada bir çok eserler verdi. Bunlardan en önemlisi "Cimnastiğin Temel Esasları" adlı kitaptır.

Kitap dört bölümden ibarettir.

1. Bölüm, insan organizmasının kanunlarından,
2. Bölüm pedagojiden,
3. Bölüm askerlikten,
4. Bölüm cimnastiğin vasıflarından (öğretmen ve araçlardan) bahseder.

Bütün bu değerli içeriğine rağmen, bu cimnastik yüz yıla yakın süre Almanya'da reddedildi ve ancak 1851 - 1863 yılları arasında açık ve yeniden düzenlenmiş, bilimsel esaslarıyla en uygun sistem olarak ele alındı. Alman Friedrich Ludwig Jahn, günümüzde yapılan artistik cimnastiği biçimlendiren kişi olarak bu spor branşının babası sayıldı.

İsveçli Henrik Ling de cimnastik alanında yaptığı çalışmalar ve geliştirdiği sistemler ile çağdaş cimnastiğin oluşmasında büyük rol oynadı. Uluslararası boyut kazanan cimnastikte, yarışmaları düzenlemek amacıyla 1881 yılında merkezi İsviçre'de bulunan Uluslararası Cimnastik Federasyonu (FIG) kuruldu. 1896'da modern olimpiyatlar başlarken seçilen yedi spor dalından biri de cimnastikti. Ama yarışmalara sadece erkekler katıldı.

Bayan cimnastikçiler ilk olarak 1924 Olimpiyat Oyunlarında yarıştı. FIG tarafından resmen tanınan ilk dünya cimnastik şampiyonası 1950 yılında yapıldı. Şampiyona 1978'e dek dört yılda bir, 1979'dan itibaren iki yılda bir organize edildi. Her yıl düzenlenen dünya kupaları ise ilk kez 1975'te yapıldı. 1960 yılından sonra televizyon yayınları, bütün dünyada cimnastiğin yaygın bir spor haline gelmesini sağladı.

Avrupa'da cimnastiğin hızla yayılması sonucu bir çok ulusal örgüt oluştu. Ancak FIG, uluslararası yarışmaların düzenleyicisi ve tek otoritesidir. FIG tarafından düzenlenen uluslararası cimnastik yarışmalarının başlıcaları; her iki yılda bir (tekli yıllarda) takımların katıldığı ve bireysel kategorilerde yapılan dünya şampiyonaları ile dört yılda bir düzenlenen olimpiyat oyunlarıdır. Bayanlararası yarışmalar 1936'dan sonra kombine hareketlerde, 1952'den sonra da bütün dallarda düzenlenmeye başlandı. 1983 yılında ise ritmik cimnastik, olimpiyatlara kabul edildi.

Ritmik Cimnastik

Ritmik cimnastik dünyada en hızlı gelişen estetik olarak en güzel bayan salon sporudur. Hem atletik hem de balenin müzik eşliğinde yaratıcı vücut hareketlerini üzerinde toplamıştır. Ritmik cimnastik çocuğunuzun yapabileceği en temel spordur.

Çocuğunuz eğer;

  • müzik ve dansa yatkın ise,
  • yaratıcılık ve orjinalliği seviyorsa,

ritmik cimnastik tüm vücudunu fiziksel kabiliyetiyle kontrol altına alabileceği en uygun spor dalıdır.

Çocukların ritmik cimnastiğe başlaması 5-8 yaşından itibaren tavsiye edilebilir. Bu yaştaki çocuklar vücut esnekliğinin gelişimi daha uygun olmasından dolayı yarışmacı olarak yetiştirilebilir. Daha ilerki yaşlarda başlanması halinde çocuk için bir hobi olarak yapılabilir.

Ritmik cimnastiğin çocuğunuza sağlayabileceği katkıları şu şekilde özetleyebiliriz.

  • El ve göz koordinasyonunu geliştirmesine,
  • Kendi ekipmanları ile çalışmasına,
  • Başkalarıyla paylaşma ve birlikte öğrenmesine yardımcı olur.

Çocuğunuzun cimnastik gibi temel beden gelişimini oluşturan sporu yapması ilerki yaşlarda başka spor dallarına yönelmesi halinde önemli faydalar sağlayacaktır.

Ritmik Cimnastik Üzerine Temel Bilgiler

Ritmik cimnastikte vücut ve alet hareketleri olmak üzere iki temel teknik kullanılmaktadır.

1. Vücut hareketleri

  • Atlama sıçrama
  • Denge
  • Tek ayak üstünde dönüşler
  • Esneme hareketleridir.

Bunların yanında,

  • Yer değiştirmede kullanılan çeşitli adım formları,
  • Sekme ve zıplama,
  • Salınım ve daireler ve,
  • Dönüşlerdir.

2. Alet hareketleri

İp, çember, top, lobut ve kurdela olmak üzere 5 ayrı alet bulunmaktadır.

Minikler kategorisindeki yarışmalarda serbest ip, top ve çember alet olarak kullanılmaktadır. Yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde bu beş aletten 4’ü ile yarışılmaktadır.Yarışmacılar müzik eşliğinde 60 ile 90 sn süresi içersinde hareketlerini tamamlamalıdırlar. Yarışmacıya eşlik eden müziğin tabiatı ve temposu değişken olmalıdır. Fakat her müzik içersindeki rutine bir parça kullanılabilir. Aynı zamanda her rutin de yarışmacı 4 kategoride toplanan vücut hareketini zorunlu olarak yapmalıdır.

Cimnastikçinin bilgi, esnekliğini ve yeteneğini göstermesi başarısı için yeterli değildir. İlave olarak performansını etkileyen en önemli unsur sporcunun tarzı ve kendine güvenli bir havasının bulunmasıdır.

Cimnastik
Dans
İşlevsel cimnastik
Klasik dans
Ritmik cimnastik
Çağdaş dans
Anlatım Cimnastiği Bayan cimnastiği
Ritmik cimnastik (Doğal)
Sanatsal cimnastik
Sportif Ritmik Cimnastik
Sportif Ritmik Cimnastiğin ilgi alanları

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !